hadis
5/4/2008 -Kategori: hadis
| Resulu Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdular ki: "Ahiret mutluluğu, nefse zor gelen ibadet külfetleri ile çevrelenmiştir. Dünya ise, nefsin hoşuna giden gayr-i meşrû lezzetler ve şehvetler ile kuşatılmıştır." (Taberani) --- Dünyada cennet yolu, nefsin hoşuna gitmeyen külfetlerle kaplıdır. Cehennem yolu ise, nefsin gayr-i meşru lezzet ve şehvetleriyle çekici hale getirilmiştir. | |
| Resulullah.org | |
| İbn-i Mes’ûd anlatıyor (Radiyallahu Anh): Resûl-i Ekrem’in Aleyhisselatü Vesselam, yanına bir kişi gelerek: – Ya Resûlâllah! Kendim, çoluk çocuğum ve malım için korkuyorum, dedi. Resûl-i Ekrem ona: – Her sabah ve akşam Allah Teâlâ’nın adıyla başlayarak, 'Allah’ım, dinimi, nefsimi, çocuğumu, ailemi ve mallarımı koru,' diye dua et, buyurdu. O kimse gitti ve denildiği şekilde dua etmeye başladı. Bir ara tekrar Allah Resûlünün yanına geldi. Allah Resûlü ona: – Korkun gitti mi? diye sordu. – Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki bendeki o korku ve endişe hali gitti, dedi. (İbn-i Asakir) | |
| Resulullah.org | |
| Resûlü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki: "Hastalarınızı yemeye ve içmeye zorlamayın. Zira Allah onları yedirip içirmektedir." (Tirmizî) --- Genellikle hasta kimselerin iştahı kesilir. Zira vücut, o sırada bütün kuvvetini hastalıkla mücadeleye yoğunlaştırmış bulunmaktadır. Ayrıca mideye ve hazme güç ve zaman ayırmaya tâkatı yoktur. Bu bakımdan hasta olan kimselerin, yeme ve içmeye zorlanmamaları gerektir. | |
| Resulullah.org | |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
dini bilgi
15/12/2007 -Kategori: dini bilgiler
DUA KADER İLİŞKİSİ
Dua, kulun bütün benliğiyle Rabbine yönelerek O’ndan istekte bulunmasıdır. Dua kul ile Allah arasındaki yegâne bağdır. Kula yaraşan, kendi acizliğini anlayıp, Yüce Allah’ın kudret ve azametini düşünerek ihtiyacını arzetmek, kabul etmesi için niyazda bulunmaktır.
Ayet ve hadislerde dua teşvik edilmiştir: Rabbiniz şöyle dedi: ”Bana dua edin, duanıza cevap vereyim” (Mü’min Suresi 60). Hz. Peygamber(s.a.s.) de: “Dua ibadetin özüdür” (Tirmizi, Dua,1), “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur” (İbn Mace, Dua, 1) buyurmuştur.
“Allah’ın takdiri değişmeyeceğine göre duanın ne faydası vardır?” şeklinde düşünen insanlar olabilir. Kuşkusuz böyle bir düşünce yersizdir. Şöyle ki;
Olaylar sebep-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlanmıştır. Sebeplerin sonuçları doğurması zaman içinde meydana gelir. İyilik veya kötülüğü takdir eden bunlar için bir sebep de takdir etmiştir. Dua kötülüğün giderilmesi veya iyiliğin sağlanması için bir sebeptir.
“Kaza ancak dua ile geri çevrilebilir.” Sözünün açıklaması da şöyledir: Allah2 a dua ve niyaz, O’nun rahmetine vesile olur. Bu suretle musibetler azalır, acılar diner. Mesela Allah bir yere bir felaket takdir etmiş olsa ve kul musibetin giderilmesi için dua etse, dua Allah’ın takdirini değiştirmez. Şu kadar var ki Allah’ın rahmetiyle afetin etkileri, bırakacağı tesirler değişir. Rahmet fırtınanın şiddetini azalır. Kaderde bir afet olan bu fırtına, sonunda dua bereketiyle serin bir rüzgâr oluverir.
DUALARDA BULUŞMAK DUASIYLA ALLAH’ A EMANET OLUN…
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
şiir
27/10/2007 -Kategori: siir
Güldür Gül
Bugün ben şâhımı gördüm, çeşmi cemâli güldür gül
Gül olanın aslı güldür peygamberin nesli gül
Kurusu gül, yaşı güldür, toprağı gül, taşı güldür
Girdim şahın bahçesine, cümlesi aşı güldür gül
Asmasında gül dalları, kovanında gül balları
Ağacında gül hâlleri, servi pınarı güldür gül
Arkı akar çarkı döner, gülden değirmeni döver
Yine gülden gül öğütür, bendi ırmağı güldür gül
Gülden terâzi yaparlar, gül ile gülü tartarlar
Gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül
Açıl gel ey gonca gülüm, ağlatma şeydâ bülbülün
Bu inleyen garib dilin, âh-u efgânı güldür gül
Gel hâ gel ha gül Nesîmi, geldi yine gül mevsimi
Bu feryad bülbül sesimi, sesi feryâdı güldür gül.
Nesîmi
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hadis
9/10/2007 -Kategori: hadis
| Nadr ibni Şeyban Radiyallâhu Anhtan rivayetle Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: "Allah Azze ve Celle size Ramazan´da oruç tutmayı farz kıldı, ben de teravih namazı kılmak ve Kur´ân okumak için gece uyanık kalmanızı sünnet kıldım. Kim inanarak, ihlâsla hareket edip sevabını yalnız Allah´tan bekleyerek Ramazan orucunu tutar, gecesinde de uyanık kalır, teravih namazı kılıp Kur´ân okursa annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olur." (Nesâi, Sıyam: 40; Müsned, 1:195) --- "Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş gibi sevap elde eder." (Tirmizi, İbni Mâce, İbni Huzeyme) --- Teravih namazı, Ramazan gecelerini manalandırıp nurlandıran tatlı bir ibadettir. Mü´minler kalp ve gönüllerini bu manevî havayla temizlerler. Ayrıca iftar sonrasında vücuda bir ağırlık çöker. Ancak teravih namazı sayesinde bu sıkıntı dağılır, sindirim kolaylaşır. İnsan hem bedenen, hem de manen bir ferahlığa kavuşur. Teravih namazı, kadın-erkek her Müslümana müekked sünnettir. Teravih namazı, orucun değil, vaktin sünnetidir. Bunun için hastalık ve yolculuk gibi bir mazeretten dolayı oruç tutmayanlar da teravih namazını kılmaya çalışırlar. Teravih namazı, o geceyi ihya etmek, gecenin bütününü ibadetle geçirmek demektir. | |
| Resulullah.org | |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hadis
3/10/2007 -Kategori: hadis
| Abdullah ibni eş-Şıhhir Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: "Sabır ayı olan Ramazan´ın ve her ayın üç gününün orucu kalpte bulunan bütün kötülükleri giderir." (Müsned, 5:363) --- Hadiste de ifade edildiği gibi Ramazan´ın bir adı da sabır ayıdır. Başka bir hadis-i şerifte "Oruç sabrın yarısıdır" (Kenzü´l-Ummâl, 8:444) buyurularak oruçta sabrın büyük bir yerinin olduğu bildirilir. Ramazan´da iyi bir sabır eğitimi yaparız. Bu güzel ahlâkı kendi dünyamızda bizzat yaşarız. Acıktığımız halde ağzımıza yiyecek bir şey almamakla, susuzluktan boğazımız kuruduğu halde bir yudum su dahi içmemekle midemizi sabra alıştırırız. Diğer taraftan öfkelenecek olsak, nefsimiz bizi gıybet etmeye, yalana, kötü söz söylemeye itse bile, hemen kendimizi tutar, oruçlu olduğumuzu hatırlayarak, böyle çirkin şeyleri işlememe sabrını gösteririz. Ramazan ayı boyunca yaptığımız bu sabır antrenmanı, geçim şartları bizlerden daha aşağı olanları hatırımıza getirir. Çünkü bir insan ne kadar fakir olursa olsun, kendisinden daha fakirini, daha muhtaç birisini mutlaka bulabilir. Hiç olmasa da, bugün dünyanın bazı bölgelerinde açlıktan hayatî tehlikeye giren insanları düşünür, böylece sabrını arttırmaya, şükrünü çoğaltmaya çalışır. İnsanı bazı hatalara sürükleyen, bazı suçları işleten ve başına gelen birçok musibetlerin sebebi, başta gösteremediği sabırdır. Şayet başta sabredip tahammül gösterseydi, o belayı başından savabilecekti. Demek ki, "Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün ilâcı oruçtur." İşte böyle bir ay boyunca sabrı yaşayan, onunla hayatını manalandırıp renklendiren insan, kalbinde yer etmiş olan kötü duyguların kökünü kazımış, gidermiş, ter temiz, safi bir kalbe sahip çıkmış olur. Ramazan´dan sonra da her ayın ortasında üç gün nafile oruç tutmayı da devam ettirirse, sabır ilâcını kullanmak suretiyle kendisine çeki düzen vermiş sayılır. | |
| Resulullah.org | |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hadis
3/10/2007 -Kategori: hadis
| Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, Allah o bir güne karşılık o insanın yüzünü Cehennemden yetmiş yıl uzak tutar." (Nesâi, Sıyam: 44) --- Ramazan Cehennemden kurtuluştur Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhtan, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğu rivayet edildi: "Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah yarattıklarına rahmet nazarıyla bakar. Hangi kula Allah rahmet nazarıyla bakarsa, ona ebedî olarak azap etmez. Ramazan´ın her gününde Cehenneme gitmeyi hak eden bir milyon kişiyi Allah Cehennemden kurtarır. Ramazan´ın yirmi yedinci gecesi olunca melekler dalgalanır ve Cebbar olan Allah Teâlâ hiçbir kimsenin anlatamayacağı şekilde nuru ile tecelli eder ve ertesi gün bayram yapacak olan meleklere şöyle seslenir: "Ey melekler topluluğu! İşini tam yapan işçinin ücreti nedir?" Melekler: "Ücreti tam verilir" derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ: "Sizi şahit tutuyorum ki, onların hepsini bağışladım" buyurur. (et-Tergîb ve´t-Terhîb, 2:434) --- Oruçlu ile Cehennem arasındaki hendek Ebu´d-Derda Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: "Kim Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, Kıyamet Günü Cenab-ı Hak, onunla Cehennem arasında yerle gök arası genişliğinde bir hendek yaratır." (Tirmizî, Cihâd: 3; et-Tergib ve´t-Terhib, 2:86) --- | |
| Resulullah.org | |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
dua
6/9/2007 -Kategori: dertleselim
Bu siteyi ziyaret eden din kardeşlerim,
içinde bulunduğumuz şu mübarek günler yüzü suyu hürmetine lütfen dualarınızda bu aciz günahkar kulada yer verin nolur... olur ya belki Rabbim sizin güzel niyazlarınızla benide affeder... Allah yar ve yardımcımız olsun... dualarda buluşmak dileğiyle... haftaya bugün ramazan ayının ilk orucu tutuluyor olacak şimdiden hayırlı ramazanlar diliyorum kardeşlerim Allah a emanet olun...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
dini hikaye
5/9/2007 -Kategori: hikaye
KARINCA İLE HZ: SÜLEYMAN
Bir gün Süleyman Peygamber (a.s.) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğini miktarını sorar.
Karıncada,
“ Bir buğday tanesi yerim” diye cevap verir.
Cevabın doğru olup olmadığı kontrol etmek isteyen Süleyman Peygamber (a.s.) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına bir buğday tanesi koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Ondan sonrada bir yıl bekler müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş yarısını da bırakmıştır. Kendi kendine meraklanır. Acaba neden yemedi?
Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar.
Karıncada,
“ Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c.) verirdi. Ben de O’na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek, diğer yarısını da ertesi yıla bıraktım” diye cevap verdi.
Yüce Allah (c.c.) cümlemizi kul kapısına baktırmaktan korusun, AMİN…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hadisler
28/8/2007 -Kategori: hadis
| Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken şöyle buyurmuştur: "Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz." (Buhârî, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118) İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: "Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yücesin." (et-Tergib, II, 119, 120) | |
| Resulullah.org | |
| "Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin. Gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve yok mu tevbe eden tevbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen rızık vereyim. Yok mu başka isteği olan onu vereyim, der." (İbn Mace, İkamet"s Salat, 1914) --- "Şabanın 15. gecesi olan Berat gecesinde, Allah, müşrikler ve birbirlerine kin besliyenler hariç kendinden af dileyen bütün yeryüzü ahalisini affedip bağışlar." (Beyhaki) Allah, Berat gecesinde kendine el açıp af dileyen herkesi bağışlar. Sadece ona ortak koşan müşriklerle, kalbinde kin ve düşmanlık duyguları taşıyan küskünler -şirki ve kini terketmedikçe- bu af kapsamının dışında kalır. | |
| Resulullah.org | |
| Hz. Enes´den: "Allahım, hayat ancak âhiret hayatıdır. (Başka yok)." (Buhari-6413) Bu dünya hayatı, geçici ve biticidir. Yaşamın gayesi olamaz. Dünyamız, insan için bir sınav salonudur. Hayatın gayesi Allah´a kulluk ve onun emir ve yasaklarına uygun bir hayat sürmektir. İnsan bu dünyada hayatının gayesini kabul edip etmeme sınavını vermektedir. Gerçek hayat, gerçek mutluluk; geçici ve bitici dünya yaşamında değil, ölüm sonrası gidilecek olan ahiret âlemindedir. Bu dünya imtihanındaki başarı durumuna göre, insanı ya sonsuz bir mutluluk, veya sonsuz bir mutsuzluk; yani ya cennet sarayları veya cehennem zindanları beklemektedir. | |
| Resulullah.org | |
| "Bana bir kere salat ve selam getirene Allah 10 kere rahmet eder." (Müslim) --- "Kıyamet günü insanların bana en yakını, içinizde üzerime salat ve selamı en çok olanınızdır." (Tirmizi) Allah Resûlü, bir çeşit rahmet duası olan salavat getirilmesini çok sevaplı bir amel olarak teşvik etmektedir. Allah Resûlüne, çok salavat getirenler, yarın ahirette, onun şefaatine nail olarak en büyük mükafatı alacaklardır. | |
| Resulullah.org | |
| "Yemek hazırken veya büyük ya da küçük abdest sıkıştırır vaziyetteyken namaz olmaz." (Müslim) Namaz, kalbi ve zihni meşgul eden bütün dünyevi konulardan kendini uzaklaştırarak huzur ve huşu içinde yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Namazın insanın Rabbinin huzuruna kabul edilme olayı olduğu düşünülürse, böyle bir konsantrasyonun gerekliliği kendiliğinden anlaşılır. Namazda huzur, huşu, Allah´a içten yönelme ve teveccühü bozacak şeylerden kaçınmak şarttır. Namazda huzuru kaçıracak şartlar içinde ibadet etmek, mekruh sayılmıştır. Nitekim yemek hazırken, büyük veya küçük abdest sıkıştırması mevcutken namaza durmak bütün fıkıh kitaplarında namazdaki huşuu zedeleyeceği için mekruh sayılmıştır. | |
| Resulullah.org | |
| "Kişinin müslüman kardeşi için onun arkasından (gıyabında) yaptığı dua kesin olarak kabul edilir. Mü´min kardeşi için dua edenin yanıbaşında görevli bir melek bulunur. Ve yapılan duaya 'amin, aynısı sana da' der." (Müslim) Kişinin sevdiği kişi için yapacağı en güzel ve en makbul dua, onun gıyabında, arkasından yaptığı duadır. İnsanın yüzüne karşı sesli yapılan dua, gıyapta yapılan dua gibi samimi, içten ve gösterişten uzak olmayabilir. Bu yüzden dua edilen kişinin işitmediği yerde, gıyapta yapılan dua, Allah katında daha fazla kabule şayan görülmüştür. Nitekim, böyle bir duaya Allah´ın görevlendirdiği bir meleğin de âmin deyip duanın kabulüne hız kattığı hadiste ifade olunmaktadır. | |
| Resulullah.org | |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
hadis
8/8/2007 -Kategori: hadis
| Bir gün Allah Resûlü, sahabileriyle birlikte mescidde oturuyordu. Birden 3 adam çıkageldi. İkisi Allah Resûlüne doğru yöneldi. Üçüncüsü ise geri dönüp gitti. Hz. Peygambere yönelenler onun yanına varınca durdular. Birisi halkada boş bir yer gördü, oraya gidip oturdu. Öbürü ise, sahabilerin arkasında oturdu. AllahResûlü sohbetini bitirdikten sonra, şöyle buyurdu: - Size şu yeni gelen 3 kişi hakkında bilgi vereyim mi? Onlardan biri Allah´a sığındı. Allah da ona oturacak bir yer lutfetti. Ötekisi oturanlara sıkıntı vermekten utandı. Allah da ona bu hayasından dolayı mükafat verdi. 3.sü ise meclisten yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi (rahmetini esirgedi)." (Buhari, Müslim) | |
| Resulullah.org | |
| İbn-i Abbas anlatıyor: "Hac mevsiminde arefe günü Allah Resûlü Arafat´tan yola çıkmıştı. Arkasından birinin (hızlandırmak için) devesine şiddetle bağırıp dövdüğünü işitti. Bunun üzerine, elindeki kamçı ile işaret ederek: - Ey insanlar! Sessiz ve sakin olun. Allah´ı razı edecek iyi bir davranış (ibadet), telaşla yapılmaz... buyurdu." (Buhari/Hacc; Ebu Davud/Menasik; Nesai/Hac) Bu hadiste de, Allah´ın rızasını kazandıracak amellerin ve ibadetlerin telaşsız ve gürültüsüz şekilde, sessizlik içinde, ibadet atmosferine girilerek yapılması gerektiğine işaret edilmektedir. | |
| Resulullah.org | |
| "Cehenneme girecekler 5 sınıftır: - Onun bunun peşine takılıp giden, dünya ve ahirette kendine faydası dokunacak hiçbir isteği (ve işi) bulunmayan zayıf ve hafif akıllı kimseler, - Gördüğü her şeye hırsla göz diken hainler, - Akşam sabah, başkasının malına ve canına hile düşünenler, - Cimrilik edip yalan söz konuşanlar, - Çirkin ve kaba söz ve hareketlerde bulunanlar." (Müslim) Hadiste cehennem ehlinin 5 özelliğine işaret edilmektedir: Dünyada uydum kalabalığa diyerek gayesiz ve boş yaşayanlar, helal haram demeden hırsla her şeye göz dikenler, hilekârlar, cimri ve yalancılar çirkin ve kaba sözlü insanlar. | |
| Resulullah.org | |
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı




