hadis

18/7/2009 -Kategori: hadis

Hz. İbni Mes'ud Radiyallahu Anhtan rivayetle Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Gözlerinden Allah korkusundan sinek başı kadar bir yaş çıkan hiçbir kul yoktur ki, o yaşlar yüzüne aksın da, o yüze ebediyen ateş dokunsun."

(İbni Mace)

Resulullah.org
Hz. Enes Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Erkek veya kadın, hiçbir kul yoktur ki, günde yetmiş kere istiğfar etsin de, Allah onun yedi yüz günahını affetmesin."

(Deylemi)

Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

18/7/2009 -Kategori: hadis

Hz. İbni Mes'ud Radiyallahu Anhtan rivayetle Resûlullah Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Gözlerinden Allah korkusundan sinek başı kadar bir yaş çıkan hiçbir kul yoktur ki, o yaşlar yüzüne aksın da, o yüze ebediyen ateş dokunsun."

(İbni Mace)

Resulullah.org
Hz. Enes Radiyallahu Anh'tan rivayetle Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem buyurdular ki:

"Erkek veya kadın, hiçbir kul yoktur ki, günde yetmiş kere istiğfar etsin de, Allah onun yedi yüz günahını affetmesin."

(Deylemi)

Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

20/10/2008 -Kategori: hadis

Yahya bin Ebî Kesir’den(Radiyallahu Anh.):

Resulullah Aleyhisselâtü Vesselâm buyurdular ki:

"İnsanların en çok ibadet edeni, Kur’an’ı en çok okuyanıdır.

Ve en faziletli ibadet de, duâdır."

(C. Sağir)

---

Ebu Saîd'den (Radiyallanu Anh.):

Resulullah Aleyhisselâtü Vesselâm buyurdular ki:

"Gözün ibadetten nasibini verin.
Bu da Kur’an-ı Kerime bakmak, onu tefekkür etmek ve hayret verici ayetleri üzerinde düşünüp ibret almaktır."

(Beyhaki)

---

Gözün ibadeti, Kur’an’la meşgul olmaktır.
Kur’an’ın sadece lafzını okumak yeterli değildir.

Anlamı tefekkür edilmeli; ders ve hayret verici ayetleri üzerinde ibretle düşünülmelidir.
Resulullah.org

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

6/6/2008 -Kategori: hadis

İbn Mes’ûd’dan (Radiyallahu Anh):

– Allah Resûlü (Aleyhisselâtü Vesselâm) buyurdu ki:

"Siz, içinizden kime pehlivan dersiniz?"

"Erkeklere yenilmeyen kişiye."

"Asıl pehlivan o değildir. Gerçek pehlivan, kızgınlık anında sinirine hakim olup öfkesine galip gelen kimsedir."

(Müslim)

Rezîn şunu ekledi:

"İçinizde kimi müflis sayarsınız?

Ashab:
"Malı olmayan kimseyi" dediler.

"Müflis o değildir. Asıl müflis, kıyamet gününde şuna zulmetmiş, buna sövmüş, berikinin malını almış olarak mahşere gelen kimsedir. Çünkü orada ne dinar geçerlidir, ne de dirhem. Sevapları alınıp o kimselere verilir. Yetmez, bu defa onların günahları zalimin sırtına yüklenir. İşte müflis odur."

(Müslim - 2581)

Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

13/5/2008 -Kategori: hadis

Hz. Muaviye’den (Radiyallahu Anh) :

"Allah Resûlü (Aleyhisselatü Vesselam) buyurdu ki:

– Kim, insanların kendisi için ayağa kalkıp hürmet ve tazimde bulunmalarını isterse, cehennemdeki yerine hazır olsun..."

(Ebu Davud)

---

Bu hadis-i şerifte, insanları kibir ve gururdan sakındırmak vardır. İnsanların kendisine ayağa kalkmalarını isteyen, tazimde bulunulmasını bekliyen, kendini hürmete şâyân olarak gören kimse, kibir ve gurur içindedir.

Kibir ve gurur ise, insanı cehenneme düşüren kötü bir vasıftır.

İnsan, hürmete lâyık kimselere karşı hürmet ve saygı duymalı; ama kendisini zorla saydırmağa kalkışmamalı, hürmet edilmesi gereken değerde biri olarak görmemelidir.

İslâm edebinde, hürmet istenilmez ve beklenilmez. Belki verilir. Verildiğinde de bundan memnun olunmaz. Kibirlenip şımarılmaz. Bir şöhret ve âfet olarak düşünülür. Kabul edilse bile nefsin liyakati değil, Allah’ın ikramı olarak değerlendirilir.
Resulullah.org

 

"Allah Resûlü (Aleyhisselatü Vesselam) buyurdu ki:

– İnsanlardan en beğendiğim, en hoşlandığım kimse, şu vasıfları taşıyan kimsedir:

a. Allah ve Resûlü’ne inanır,

b. Namazını kılar,

c. Zekâtını verir,

d. (Helâlinden) kazanarak malını çoğaltır,

e. Dinini (dindarlığını) korur,

f. (Fitne zamanında) tenhaya çekilir (gruplara ayrılmış, birbirine düşmüş insanlar arasına karışmaz)..."

(İbn-i Ebi’d-Dünya)

Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

5/4/2008 -Kategori: hadis

Resulu Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdular ki:

"Ahiret mutluluğu, nefse zor gelen ibadet külfetleri ile çevrelenmiştir. Dünya ise, nefsin hoşuna giden gayr-i meşrû lezzetler ve şehvetler ile kuşatılmıştır."

(Taberani)

---

Dünyada cennet yolu, nefsin hoşuna gitmeyen külfetlerle kaplıdır. Cehennem yolu ise, nefsin gayr-i meşru lezzet ve şehvetleriyle çekici hale getirilmiştir.
Resulullah.org

İbn-i Mes’ûd anlatıyor (Radiyallahu Anh):

Resûl-i Ekrem’in Aleyhisselatü Vesselam, yanına bir kişi gelerek:

– Ya Resûlâllah! Kendim, çoluk çocuğum ve malım için korkuyorum, dedi.

Resûl-i Ekrem ona:
– Her sabah ve akşam Allah Teâlâ’nın adıyla başlayarak, 'Allah’ım, dinimi, nefsimi, çocuğumu, ailemi ve mallarımı koru,' diye dua et, buyurdu.

O kimse gitti ve denildiği şekilde dua etmeye başladı. Bir ara tekrar Allah Resûlünün yanına geldi.

Allah Resûlü ona:
– Korkun gitti mi? diye sordu.

– Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki bendeki o korku ve endişe hali gitti, dedi.

(İbn-i Asakir)

Resulullah.org
Resûlü Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki:

"Hastalarınızı yemeye ve içmeye zorlamayın. Zira Allah onları yedirip içirmektedir."

(Tirmizî)

---

Genellikle hasta kimselerin iştahı kesilir. Zira vücut, o sırada bütün kuvvetini hastalıkla mücadeleye yoğunlaştırmış bulunmaktadır. Ayrıca mideye ve hazme güç ve zaman ayırmaya tâkatı yoktur. Bu bakımdan hasta olan kimselerin, yeme ve içmeye zorlanmamaları gerektir.
Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

9/10/2007 -Kategori: hadis

Nadr ibni Şeyban Radiyallâhu Anhtan rivayetle Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

"Allah Azze ve Celle size Ramazan´da oruç tutmayı farz kıldı, ben de teravih namazı kılmak ve Kur´ân okumak için gece uyanık kalmanızı sünnet kıldım.

Kim inanarak, ihlâsla hareket edip sevabını yalnız Allah´tan bekleyerek Ramazan orucunu tutar, gecesinde de uyanık kalır, teravih namazı kılıp Kur´ân okursa annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınmış olur."
(Nesâi, Sıyam: 40; Müsned, 1:195)

---

"Teravih namazını imamla birlikte sonuna kadar tamamlayan o geceyi bütünüyle ibadetle geçirmiş gibi sevap elde eder." (Tirmizi, İbni Mâce, İbni Huzeyme)

---

Teravih namazı, Ramazan gecelerini manalandırıp nurlandıran tatlı bir ibadettir. Mü´minler kalp ve gönüllerini bu manevî havayla temizlerler.

Ayrıca iftar sonrasında vücuda bir ağırlık çöker. Ancak teravih namazı sayesinde bu sıkıntı dağılır, sindirim kolaylaşır. İnsan hem bedenen, hem de manen bir ferahlığa kavuşur.

Teravih namazı, kadın-erkek her Müslümana müekked sünnettir.

Teravih namazı, orucun değil, vaktin sünnetidir. Bunun için hastalık ve yolculuk gibi bir mazeretten dolayı oruç tutmayanlar da teravih namazını kılmaya çalışırlar.

Teravih namazı, o geceyi ihya etmek, gecenin bütününü ibadetle geçirmek demektir.
Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

3/10/2007 -Kategori: hadis

                                                           

Abdullah ibni eş-Şıhhir Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor:

"Sabır ayı olan Ramazan´ın ve her ayın üç gününün orucu kalpte bulunan bütün kötülükleri giderir." (Müsned, 5:363)

---

Hadiste de ifade edildiği gibi Ramazan´ın bir adı da sabır ayıdır. Başka bir hadis-i şerifte "Oruç sabrın yarısıdır" (Kenzü´l-Ummâl, 8:444) buyurularak oruçta sabrın büyük bir yerinin olduğu bildirilir.

Ramazan´da iyi bir sabır eğitimi yaparız. Bu güzel ahlâkı kendi dünyamızda bizzat yaşarız. Acıktığımız halde ağzımıza yiyecek bir şey almamakla, susuzluktan boğazımız kuruduğu halde bir yudum su dahi içmemekle midemizi sabra alıştırırız.

Diğer taraftan öfkelenecek olsak, nefsimiz bizi gıybet etmeye, yalana, kötü söz söylemeye itse bile, hemen kendimizi tutar, oruçlu olduğumuzu hatırlayarak, böyle çirkin şeyleri işlememe sabrını gösteririz.

Ramazan ayı boyunca yaptığımız bu sabır antrenmanı, geçim şartları bizlerden daha aşağı olanları hatırımıza getirir. Çünkü bir insan ne kadar fakir olursa olsun, kendisinden daha fakirini, daha muhtaç birisini mutlaka bulabilir.

Hiç olmasa da, bugün dünyanın bazı bölgelerinde açlıktan hayatî tehlikeye giren insanları düşünür, böylece sabrını arttırmaya, şükrünü çoğaltmaya çalışır.

İnsanı bazı hatalara sürükleyen, bazı suçları işleten ve başına gelen birçok musibetlerin sebebi, başta gösteremediği sabırdır. Şayet başta sabredip tahammül gösterseydi, o belayı başından savabilecekti. Demek ki, "Beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün ilâcı oruçtur."

İşte böyle bir ay boyunca sabrı yaşayan, onunla hayatını manalandırıp renklendiren insan, kalbinde yer etmiş olan kötü duyguların kökünü kazımış, gidermiş, ter temiz, safi bir kalbe sahip çıkmış olur.

Ramazan´dan sonra da her ayın ortasında üç gün nafile oruç tutmayı da devam ettirirse, sabır ilâcını kullanmak suretiyle kendisine çeki düzen vermiş sayılır.
Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadis

3/10/2007 -Kategori: hadis

         

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

"Kim Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, Allah o bir güne karşılık o insanın yüzünü Cehennemden yetmiş yıl uzak tutar." (Nesâi, Sıyam: 44)

---

Ramazan Cehennemden kurtuluştur

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhtan, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğu rivayet edildi:

"Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah yarattıklarına rahmet nazarıyla bakar. Hangi kula Allah rahmet nazarıyla bakarsa, ona ebedî olarak azap etmez.

Ramazan´ın her gününde Cehenneme gitmeyi hak eden bir milyon kişiyi Allah Cehennemden kurtarır.

Ramazan´ın yirmi yedinci gecesi olunca melekler dalgalanır ve Cebbar olan Allah Teâlâ hiçbir kimsenin anlatamayacağı şekilde nuru ile tecelli eder ve ertesi gün bayram yapacak olan meleklere şöyle seslenir:

"Ey melekler topluluğu! İşini tam yapan işçinin ücreti nedir?"

Melekler:

"Ücreti tam verilir" derler.

Bunun üzerine Allah Teâlâ:

"Sizi şahit tutuyorum ki, onların hepsini bağışladım" buyurur. (et-Tergîb ve´t-Terhîb, 2:434)

---

Oruçlu ile Cehennem arasındaki hendek

Ebu´d-Derda Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

"Kim Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, Kıyamet Günü Cenab-ı Hak, onunla Cehennem arasında yerle gök arası genişliğinde bir hendek yaratır."
(Tirmizî, Cihâd: 3; et-Tergib ve´t-Terhib, 2:86)

---

Resulullah.org

                        

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

hadisler

28/8/2007 -Kategori: hadis

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu geceyi Hz. Âişe validemize tanıtırken şöyle buyurmuştur:

"Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz."

(Buhârî, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118)



İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur.

Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: "Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yücesin." (et-Tergib, II, 119, 120)
Resulullah.org

"Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin. Gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Allah bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve yok mu tevbe eden tevbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen rızık vereyim. Yok mu başka isteği olan onu vereyim, der."
(İbn Mace, İkamet"s Salat, 1914)

---

"Şabanın 15. gecesi olan Berat gecesinde, Allah, müşrikler ve birbirlerine kin besliyenler hariç kendinden af dileyen bütün yeryüzü ahalisini affedip bağışlar."
(Beyhaki)



Allah, Berat gecesinde kendine el açıp af dileyen herkesi bağışlar. Sadece ona ortak koşan müşriklerle, kalbinde kin ve düşmanlık duyguları taşıyan küskünler -şirki ve kini terketmedikçe- bu af kapsamının dışında kalır.
Resulullah.org
Hz. Enes´den:

"Allahım, hayat ancak âhiret hayatıdır.
(Başka yok)."

(Buhari-6413)



Bu dünya hayatı, geçici ve biticidir. Yaşamın gayesi olamaz.

Dünyamız, insan için bir sınav salonudur. Hayatın gayesi Allah´a kulluk ve onun emir ve yasaklarına uygun bir hayat sürmektir. İnsan bu dünyada hayatının gayesini kabul edip etmeme sınavını vermektedir.

Gerçek hayat, gerçek mutluluk; geçici ve bitici dünya yaşamında değil, ölüm sonrası gidilecek olan ahiret âlemindedir. Bu dünya imtihanındaki başarı durumuna göre, insanı ya sonsuz bir mutluluk, veya sonsuz bir mutsuzluk; yani ya cennet sarayları veya cehennem zindanları beklemektedir.
Resulullah.org
"Bana bir kere salat ve selam getirene Allah 10 kere rahmet eder."
(Müslim)
---
"Kıyamet günü insanların bana en yakını, içinizde üzerime salat ve selamı en çok olanınızdır."
(Tirmizi)



Allah Resûlü, bir çeşit rahmet duası olan salavat getirilmesini çok sevaplı bir amel olarak teşvik etmektedir.

Allah Resûlüne, çok salavat getirenler, yarın ahirette, onun şefaatine nail olarak en büyük mükafatı alacaklardır.
Resulullah.org
"Yemek hazırken veya büyük ya da küçük abdest sıkıştırır vaziyetteyken namaz olmaz."
(Müslim)



Namaz, kalbi ve zihni meşgul eden bütün dünyevi konulardan kendini uzaklaştırarak huzur ve huşu içinde yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.

Namazın insanın Rabbinin huzuruna kabul edilme olayı olduğu düşünülürse, böyle bir konsantrasyonun gerekliliği kendiliğinden anlaşılır.

Namazda huzur, huşu, Allah´a içten yönelme ve teveccühü bozacak şeylerden kaçınmak şarttır. Namazda huzuru kaçıracak şartlar içinde ibadet etmek, mekruh sayılmıştır.

Nitekim yemek hazırken, büyük veya küçük abdest sıkıştırması mevcutken namaza durmak bütün fıkıh kitaplarında namazdaki huşuu zedeleyeceği için mekruh sayılmıştır.
Resulullah.org
"Kişinin müslüman kardeşi için onun arkasından (gıyabında) yaptığı dua kesin olarak kabul edilir.
Mü´min kardeşi için dua edenin yanıbaşında görevli bir melek bulunur. Ve yapılan duaya 'amin, aynısı sana da' der." (Müslim)



Kişinin sevdiği kişi için yapacağı en güzel ve en makbul dua, onun gıyabında, arkasından yaptığı duadır.

İnsanın yüzüne karşı sesli yapılan dua, gıyapta yapılan dua gibi samimi, içten ve gösterişten uzak olmayabilir. Bu yüzden dua edilen kişinin işitmediği yerde, gıyapta yapılan dua, Allah katında daha fazla kabule şayan görülmüştür.

Nitekim, böyle bir duaya Allah´ın görevlendirdiği bir meleğin de âmin deyip duanın kabulüne hız kattığı hadiste ifade olunmaktadır.
Resulullah.org

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

sevmek bir ömür boyu

sevgi, aşk, bilgi, yemek tarifi, şiir, resim ne ararsan var burda....

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

online
site için öneriler
sitemizi beğendiniz mi?

evet
idare eder
hayır


Şu Andaki Durum

Oyunlar Designed by In Obscuro