dini bilgi
15/12/2007 -Kategori: dini bilgiler
DUA KADER İLİŞKİSİ
Dua, kulun bütün benliğiyle Rabbine yönelerek O’ndan istekte bulunmasıdır. Dua kul ile Allah arasındaki yegâne bağdır. Kula yaraşan, kendi acizliğini anlayıp, Yüce Allah’ın kudret ve azametini düşünerek ihtiyacını arzetmek, kabul etmesi için niyazda bulunmaktır.
Ayet ve hadislerde dua teşvik edilmiştir: Rabbiniz şöyle dedi: ”Bana dua edin, duanıza cevap vereyim” (Mü’min Suresi 60). Hz. Peygamber(s.a.s.) de: “Dua ibadetin özüdür” (Tirmizi, Dua,1), “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur” (İbn Mace, Dua, 1) buyurmuştur.
“Allah’ın takdiri değişmeyeceğine göre duanın ne faydası vardır?” şeklinde düşünen insanlar olabilir. Kuşkusuz böyle bir düşünce yersizdir. Şöyle ki;
Olaylar sebep-sonuç ilişkisiyle birbirine bağlanmıştır. Sebeplerin sonuçları doğurması zaman içinde meydana gelir. İyilik veya kötülüğü takdir eden bunlar için bir sebep de takdir etmiştir. Dua kötülüğün giderilmesi veya iyiliğin sağlanması için bir sebeptir.
“Kaza ancak dua ile geri çevrilebilir.” Sözünün açıklaması da şöyledir: Allah2 a dua ve niyaz, O’nun rahmetine vesile olur. Bu suretle musibetler azalır, acılar diner. Mesela Allah bir yere bir felaket takdir etmiş olsa ve kul musibetin giderilmesi için dua etse, dua Allah’ın takdirini değiştirmez. Şu kadar var ki Allah’ın rahmetiyle afetin etkileri, bırakacağı tesirler değişir. Rahmet fırtınanın şiddetini azalır. Kaderde bir afet olan bu fırtına, sonunda dua bereketiyle serin bir rüzgâr oluverir.
DUALARDA BULUŞMAK DUASIYLA ALLAH’ A EMANET OLUN…
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
bilgi
2/8/2007 -Kategori: dini bilgiler
ÇOCUK TERBİYESİ VE UTANMA
Çocuk terbiyesinde izlenecek metot son derece önemlidir. Çocuk, anne ve babaya verilmiş Allah emanetidir. Onun ruh yapısı temizdir. Ancak her türlü şekli vermeye müsaittir.
Eğer çocuk iyiye, güzele, doğruya yöneltilirse, şüphesiz güzel bir ruhi yapıya sahip olur ve hayrı, güzelliği temsil eder.
Anne babanın en önemli görevi çocuğa güzel bir terbiye vererek, onu Allah’ın rızasına giden yolda iyi insan olarak yetiştirmektir.
Çocuğun terbiyesinde zamanlama önemlidir. Bu sebepten daha küçük yaşlarda iken terbiye faaliyetine başlanmalıdır.
Çocuk için anne ve baba, canlı bir kitap, canlı bir örmektir. Öyleyse anne babalar çocuklarına iyi örnek olmak zorundadırlar. Anne ve babalar, çocuklarının terbiyesi hususunda nefislerinden fedakârlık yapmalıdırlar. Çocuklarının temiz, dürüst, imanlı olmalarını istiyorlarsa onların yanındaki konuşmalarına, hal ve hareketlerine dikkat etmelidirler.
Eğitim kademe kademe verilmeli ve belirli aralıklarla denetim yapılmalıdır.
Zamanı gelince çocuk okula gönderilmeli ve onun okul hayatıyla yakından ilgilenilmelidir.
Kur2an-ı Kerim mutlaka öğretilmeli; dini bilgilerini geliştirebilecek faydalı ve güvenilir eserler okutulmalıdır.
Sevgili Peygamberimiz(s.a.s) ‘de çocuk terbiyesi üzerine :”Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir bağışta bulunmuş olamaz.” buyurmuşlardır.
Bir imtihan sebebi olan yavrularımızın ahlaki terbiyeleri ile yakından ilgilenmeliyiz. Onların; hayırlı, vatanını, milletini seven, büyüklerine karşı saygılı, vicdanlı ve merhametli birer insan olarak yetiştirilmeleri için türlü fedakârlıktan kaçınmamalıyız. Çünkü geleceğimizi çocuklarımıza emanet edeceğiz.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HZ. AİŞE
21/7/2007 -Kategori: dini bilgiler
HZ AİŞE (R.ANH.)
Hz. Peygamber’in hanımlarından olan Hz. Aişe (r.anh.) 614 yılında Mekke’ de doğdu. Babası Hz. Ebubekir olup hicretten 2 sene önce nikâhı kıyıldı ve 622 yılında da Medine’ ye hicret etti. Burada 624 yılında Hz. Peygamber ile evlendi. Diğer hanımları arasında özel bir yeri olan Hz. Aişe, Peygamberimizle birlikte pek çok sefere katıldı. Uhud Savaşı’nda sırtında su taşıdı, haber topladı ve yaralıların bakımıyla ilgilendi. Mekke’nin fethi hakkındaki bilgileri Hz. Peygamber sadece ona söyledi. Her zaman Allah’ın Resulü’nün yanında bulunduğu için hem Kur’an-ı Kerim hem de Peygamberimizin sünneti hakkında bilgisi çok fazlaydı. Yine “ifk”,”ila”,”tahyir” ve teyemmüm konusundaki dört hadisin iniş sebebi Hz. Aişe’nin başından geçen olaylarla ilgilidir.
Hz. Peygamber onu çok sevdiği için kendisine Ayşe, Uveyş ve Aiş diye hitap ederdi. Beyaz yüzlü olduğu için kendisinde Hümeyra diye hitap ettiği de olurdu. Kimsenin aleyhinde konuşmaz, kanaatkâr, mütevazı, cömert ve vakur bir kişiliğe sahip olup iyi bir hatip idi. 60 kadar köle ve cariyeyi azat ettiği rivayet edilir. Bu azat edilenler içinde ilmi konularda ve hadis ilminde önemli isimler yetişti.
Hz. Peygamber’in ashabı arasında en fazla fetva veren yedi kişiden birisi olduğu rivayet edilir. Kendisinden hadis rivayet eden 200 kadar sahabe ve tabii bulunmaktadır. Hz. Peygamberin vefatından sonra 47 yıl daha yaşayan Hz. Aişe 65 yaşında iken 14 Temmuz 678 ‘de ( 17 Ramazan 58) vefat etti.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
dini bilgiler
16/7/2007 -Kategori: dini bilgiler
Süslenme
Güzel olanı sevme ve güzel görünmeye çalışma duygusu da insanın fıtratında, yaratılış hamurunda bulunan doğal bir durumdur. İslâm ise fıtrat dinidir. Fitrat dininin, fıtratta bulunan duyguları yasaklaması ve köreltmesi değil, fıtrata uygun biçim de ayarlaması ve düzenlemesi beklenir. Öyleyse süslenmenin fıtrata uygun olanı normal, fıtratı bozanı, ya da gayesinden uzaklaştıranı anormaldır. Ya da biri helâl, öbürü haramdır.
Başta da söylediğimiz gibi, tabiatta herşey çift olarak yaratılmıştır. Allah'tan başka herşey çifttir. Çiftler ise bir bütünün yarım parçaları demektir. Bir araya gelince bütünü oluştururlar. Artı ve eksi elektrik taşıyan kablolar birleşince enerji oluşur, lamba yanar; ütü ısınır. Kadın ile erkek normal yollarla bir araya gelince birbirlerini tamamlarlar. Huzur ve sükun oluşur. Elektrikte olduğu gibi meyva ve sonuç doğar. Demek ki, bu bütünün oluşması istenen bir şeydir. İstenen bir şey için gerekli olan şeyler de istenmiş demektir. İste normal ölçüleriyle süslenme ve kokulanma, bu bütünün tutmasını sağlayan ara yapıştırıcılardandır ve tabiî ölçülerinde kaldığı sürece tabiîdir.
Yalnız kadın süsünü yabancılara göstermemekle emrolunmustur. (Nûr (24) 31.) Öyleyse süslenecegi yer evidir.
Kadının tabiî güzelliklerini koruması, pasaklı olmaması süslenmede ilk ve tabiî olan görevidir. Çünkü kadının süslenmemesine ihtiyaç olmayabilir ama pasaklı olmaması sürekli bir ihtiyaçtır. Bu, kocasını haramdan korumanın birinci şartıdır. Konuyu biraz daha açmaya çalışalım:
Kadını süslenmeye iten iki ana sebep vardır:
1. Kadının yaratılışında olan süslenme tutkusu,
2. Kendisi dışında onu süslenmeye zorlayan güçler.
Kadınlar bakmaktan çok bakılmayı seven edilgen varlıklar oldukları için, onların büyük bir ekseriyeti cicilibicili giymeyi, süslenip-püslenmeyi sever. Böyle olan, kadınların süslenmesine engel olmak, onlara vücutlarının ihtiyacı olan, meselâ C vitaminini vermemek gibi olur. Böyle olan bir kadına süslenmenin değil, süsünü yabancılara göstermesinin anlamsızlığını ve zararlarını öğretmek gerekir. Bunu dışarıya taşıran duygunun marazî ve psikolojik bir yetersizlik olduğunu anlatmak gerekir. Böyle olan kadının kocası da süslenmesini istiyorsa ne âlâ, bu tutkusunu kocasına karşı gerçekleştiriverir. Kocası süslenmesinden hiçbir zevk almıyorsa, onun süslenmesine bütün bütün engel olmak değil, yabancılara göstermemesini sağlamakla yetinmelidir. Unutmamalıdır ki, Allah kadınlara hitaben: "Süslerini göstermesinler... gizlediklerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar... Kalplerinde hastalık olanların hastalığın depreştirmemek için seslerini kadınsı kadınsı inceltmesinler... Cahiliyyet dönemi kadınları gibi, süslü-püslü, kırıladöküle gezmesinler... buyurur. (Ahzâb (33) 32.) Bu âyetler bir yönüyle, kadının tabiî olarak süslenmiş olduğunu anlatır. Çünkü varolan bir şeyin gösterilmemesi istenir. Ama bir yönden de insan için Mevlâsının emirlerine uyarak arzularına sınır getirmesi ona her türlü zevkten daha aziz gelmelidir. Peygamberimiz de, "erkeklerin görecegi şekilde süslenerek ve koku sürünerek çıkan kadının, evine dönünceye kadar Allah'ın gazabı altında olduğunu" haber verir. (Bu konudaki hadîsler için bk. Hindî age XVI/381 vd.)
Kadının süslenmesi kendi arzusundan değil de, bir dış isteğe dayanırsa, bu da helâl, ya da haram olabilir. Süslenmesini kocasından başka birisi istiyorsa bu anlamsızdır ve haramdır. Eğer kocası istiyorsa meşru çerçeve içerisinde bu, helâl olması bir yana, aynı zamanda bir görev ve zorunluluktur. Kocanın, karısının süsleninesini istemesi, cinsel arzu ve dikkatlerini onda toplaması ve harama bakmak istememesi anlamına geldiğinden, bu iyi bir davranıştır, kadının da bunu fırsat bilmesi ve kocasının gözüne girmesi gerekir. Onun bunu, iyi duygularla yapması kendisine ibadet sevabı kazandıracaktır. Hattâ bu noktada bazı islâm bilginleri, kocası süslenmesini isterken, süslenmemekte ısrar eden kadının kocasının, başka yolla ikna edememesi halinde dövmesinin câiz olduğunu bile söylemişlerdir. (Halebî, Münyetü'I-musallî 395.) Ancak bu, kadını dövmeyi yasaklayan hadislere zittir.
Ama eğer kocası, kendisi için değil de, kârısının başkaları için ve sokağa çıkarken süslenmesini istiyorsa bu, kendi erkekliğini yeterli bulmama biçiminde, psikolojik cinsel bir hastalıktir, marazî bir tatmin arama yoludur ve haramdır. Maddî bir tedavi yolu da yoktur. Acı da olsa İslam'ın ilâçlarını kullanması ve haramlara karşı perhiz uygulaması gerekir.
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
dini bilgiler
16/7/2007 -Kategori: dini bilgiler
Peygamber'in Cinsel Öğretimi
Allah'ın Resulü cinsel hayatla ilgili farzlar ve haramları mümin erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı öğretiyordu. Fakat cemaat namazına erkekler yanısıra kadınlar da katıldığı için müşterek öğretimde bulunduğu zamanlar da oluyordu. Şu hadîsi müşterek öğretime bir misal olarak verebiliriz: Yezîd kızı Esma (r.anha) bizzat şahit olduğu olayı şöyle anlatıyor. (Bir namaz sonrasıydı.) Çevresinde erkekler ve kadınlar (ayrı ayrı) oturuyorken Allah'ın Resulü (suali içeren bir üslupla) şöyle buyurdu: -Galiba (içinizde) karısı ile yaptıklarını açıklayan erkeklerle, kocası ile yaptıklarını anlatan kadınlar var? Topluluktan bir cevap çıkmayınca şöyle dedim: - Evet, var Ya Resülallah! Allah'a yemin ederim ki erkekler de bu şekilde konuşuyorlar. Kadınlar da böyle laflar ediyorlar. (Benim bu açıklamam üzerine) Allah'ın Resulü şu talimatı verdi: -Cinsel hayatınızı açığa vururcasına konuşmayınız. Bu şekilde konuşan erkek ve kadın, erkeği dişisine raslayan ve insanlar kendilerine bakıp dururken erkeği dişisinin işini bitiren erkek ve dişi şeytan gibidir." (Ebü Davud, Nikah: 49) Kadınlar da Cinsel Konularda Bilmediklerini Hz. Peygambere Sorarlardı: Ümmü Süleym Hz. Peygamberin eşlerinden Ümmü Seleme'nin (r.a.) komşusuydu. (Zaman zaman) O'nu ziyaret ederdi. Bu ziyaretlerinden birinde Allah'ın Resulü çıkagelince O'na sordu: -Ya Resülallah! Rüyasında kocasının (veya bir başka erkeğin) kendisiyle cinsî münasebette bulunduğunu gören kadının yıkanması gerekir mi? Ne buyurursunuz? (Böylesine bir sualin sorulmuş olması utandırmış olacak ki) Hz. Ümmü Seleme, Ümmü Süleym'e yönelerek şöylece serzenişte bulundu: -Allah iyiliğini versin. Baltayı taşa vurdun Ya Ümmü Süleym! Allah'ın Resülü'nün huzurunda kadınları küçük düşürdün. -Şüphesiz ki Allah gerçeği bildirip emretmekten utanmaz (ve utanılmasını da emir buyurmaz.) Bizim kesin olarak bilmediğimiz hususları Allah'ın Resulü'ne sormamız o hususlarda (gerçekleri) görmez-bilmez bir körlük içinde olmamızdan daha hayırlıdır. (Ümmü Süleym'in sualinin ve gerekçesinin doğruluğunu onaylamak için) Allah'ın Resulü: "Allah asıl senin iyiliğini versin. Çıkmaza giren sensin Ya Ümmü Seleme!" dedi ve sualin cevabı olarak da şöyle buyurdu: "Evet Ya Ümmü Süleym! Rüyalanan kadının menisi geldiğinde yıkanması gerekir." (Ahmet b. Hanbel, Müsned: 6/377.) Gusül abdestinin farz olması için kadının rüyada ilişkide bulunmuş ve boşalmış olması lazımdır. Cinselliği Korumak ve Kullanmak da İbadettir. İnsanlarda cinsel organları, tatmin edilmek istenen cinsel arzuları yaratan ve üreme görevini yükleyen Allah'tır. O'nun yarattığı cinselliğe saygı duyarak ve O'nun koyduğu yasalar içinde evlilik yoluyla cinsel organları kullanarak tatmine ve üremeye yönelmek Allah'ın yarattığını ve yüklediği görevleri korumaktır. Allah'ın ve Peygamberinin emirlerini uygulayarak evlenmek ve böylece cinsel hayatı başlatıp sürdürmekte ibadettir. Ameller Niyetlere Göredir. İnsanın niyeti halis, Allah'ın ve Resulünün emirlerine uygun olursa her işi aslında ibadettir. Helal rızık için çalışmak, nefsi ve nesli korumak için evlenmek ve daha nice günlük hayatımızdaki işler niyetlerimize göre ibadet olabilmektedir. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Ameller ancak niyetlere göredir. Ve ancak her kişiye niyet ettiği vardır. O halde kimin hicreti Allah'a ve Rasülüne ise, onun hicreti Allah'a ve Rasulünedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadına ise, onun da hicreti hicret ettiği şeyedir." (Buhari, iman:41, Nikah:5. Müslim, İmaret: 153. Ebu Davud, Talak:11. Tirmizi, Fazail-i Cihad: 16). Amellerimizin niyetimize göre ibadet olduğuna en güzel delil yine Fahr-i Kainat Efendimizin bir hadis-i şerifidir. Cinsel Haramlardan Korunmak İçin Eşle Cinsel İlişki İbadettir Ve Sadakadır. Sahabî Ebu Zerr (r.a.) anlatıyor. Allah'ın Resulü şöyle buyurdu: -"Sübhanellah" şeklinde her bir tesbihde, "Elhamdülillah" şeklindeki her bir hamdde, "Allahü Ekber" şeklindeki her bir tekbirde, "la ilahe illellah" şeklindeki her bir tehlilde, her bir Hakk'a çağırmada ve her bir batıl'dan sakındırmada sadaka sevabı vardır. (Hatta) sizden birinizin eşi ile cinsî münasebette bulunmasında bile sadaka (sevabı) vardır. Ashab-ı Kiram (hayret ve de merakla) sordular: Ya Resülallah! Bizden biri cinsel arzularını tatmin eder de bu sebeple ona nasıl sevap verilir? -(Pek tabîi ki verilir. Ya sizlerden biri) zina yapacak olsaydı, yaptığı zinadan ötürü günaha girmeyecek miydi? Buna ne dersiniz? Bunun gibi, nikahlı eşiyle cinsel ilişkide bulunduğu zaman da kendisine sevap verilir. (Mişkatü'l-Mesabih, Hadis no: 1898. Müslim, Zekat:52. Ebu Davud)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
dini bilgiler
6/7/2007 -Kategori: dini bilgiler
İlk Vahiy Peygamberimize Ne Zaman Gelmiştir?
İlk vahiy, Miladî 610 yılında, Hz. Peygamber, kırk yaşında iken, Mekke yakınındaki Nûr Dağı’nda ve Kadir Gecesi’nde gelmiştir.



